Uzaktan bir melodi geçti, melodinin içinden kılıç.
Yani senle biz, gökyüzü, bir arabanın içinde,
Buradan bir sevda geçecekti.
Olmadı.
"Ebedi Uyumsuzluk"
Japonya uçağına binmeden önce
Jet lag konusunda endişeliydim.
"Benim" uçağım
01.00'da San Francisco'dan ayrılacaktı
Çarşamba günü
ve 10 saat 45 dakika sonra
04.00'da Tokyo'ya inecekti
ertesi gün,
Perşembe'ydi.
Bunun için endişeleniyordum,
şiddetli uykusuzluk çektiğimi
unutarak.
bende
ebedi jet lag var.
Tokyo
9 Haziran 1976
richard brautigan
" hobo - gözyaşlarıyla sarhoş halde - dolanırken botundaki delikten toprağın kalp atışlarını hisseder. "
"dogru hatirliyorsam eger, bir zamanlar butun yureklerin acildigi, butun saraplarin aktigi bir solendi yasamim."
" Uykuya dalmışlar
ellerim,
Uykuya dalmışlar
ellerimin damarları ,
Umutsuzluk
yüreğimde esniyor,
gözlerimde.
Yürüyorum
bir yere varamıyorum,
yürüyorum,
Yanıyorum.
Tedirginim. "
" All moanday, tearsday, wailsday, thumpsday, frightday, shatterday till the fear of the Law…"
kelimeler takıyorum üstüme başıma,
yanlışlıkla da olsa oraya buraya bulaştırmak amacım, bir ihtimal.
bazen soruyorum kendime "ben ne yapıyorum ?" diye. bu yatağa uzanmış olan sen misin? ayakların karnına çekilmiş. bir kol ötende bir kedi. en önemlisi uzun uzun duvarlar. seni öylece bırakıp giden, oysa ki gidişini seyreden, ben miyim? ben, bedenini satılığa çıkarmış öpülmeyen kevaşe. bu gidişin sebep olduğu bi' şeyler var. görüyorum, duyuyorum, biliyorum.
Mara
bilmemek bilmekten iyidir
düşünmeden yaşayalım
mâra
günü ve saatleri ne yapacaksın
senelerin bile ehemmiyeti yoktur
seni ne tanıdığım günleri hatırlarım
ne seneleri
yalnız seni hatırlarım
ki benim gibi bir insansın
tanımamak tanımaktan iyidir
seni bir kere tanıdıktan sonra
yaşamak acısını da tanıdım
bu acıyı beraber tadalım
mâra
başım omzunda iken sayıkladığıma bakma
beni istediğin yere götür
ikimiz de ne uykudayız
ne uyanık
Asaf Halet Çelebi
"Yüzü, bütün benliğiyle asla bir erkeği ya da kadını sevemeyen, parçalanmış bir ruhu yansıtan üst üste bindirilmiş bir fotoğrafı andırıyordu. Gene de yoğun bir ihtiyacın bu gerçeği değiştirmek, aşkını yaşamak için onu zorladığını hissediyordu. Sevmemenin, sevememenin yükünü diğerinin üzerine atabilmek için genellikle aşkına karşılık veremeyecek birini seçerdi - buzun üzerinde yürüyen biri gibi temkinliydi, ancak söz konusu temkin, buzun kırılması tehlikesinden değil, yürüyenin ağırlığını taşıyacağı düşüncesinden kaynaklanıyordu."
küçük ve tutulmaz ellerin mi var?
uzat (belki) sevelim
altıncı dizede altı parmak
yükselen insan sesleri korosundan
aşağı çakılan her notanın
dibindeyim, beklerim
biliciyim ben.
sizin bilmediğimi sandığınız şeyleri aslında ben biliyorum.
herkesin ve her şeyin... herkesi ve her şeyi... ( bu arada küfür edin lan burada. sıkı ama! )
hani yenilmek, ama tekrar deneyip daha sıkı yenilmek var ya. işte şiir benim için öyle. şiirliyorum, daha sıkı yeniliyorum .. o da olmasa ahh, işte o an, siktirip gitmenin vakti.
hakikaten, siktiriniz gidiniz len! kibarlıktan da mı anlamıyorsunuz? ya öp ya em.
eriyorum, toprağa karışırıyorum. ama bu sefer de bir çiçeğin köküne ulaşıyorum . ne oldu lan. niye eşkıya geldi aklıma? ben de eşkıya olmalıyım.
evet.
deliriyor muyum lan?
lütfen herkes panosuna koyduğu isme dikkat etsin! üstelik delirme lüksüm yok!
ol der olur, öl der ölür.
izin izini kaybetmişlerin derdi, ölüm emir..emir..
ne oluyor bana?dolayısıyla herkesin ve her şeyin amına koyayım.
aslında korkuyorm...
her zaman sarhos olmali. her sey bunda: tek sorun bu. omuzlarinizi ezen, sizi topraga dogru çeken zaman’in korkunc agirligini duymamak için, durmamacasina sarhos olmalisiniz.
ama neyle? sarapla, siirle, ya da erdemle, nasil isterseniz. ama sarhos olun.
ve bazi bazi, bir sarayin basamaklari, bir hendegin yesil otlari üzerinde, odanizin donuk yalnizligi içinde, sarhoslugunuz azalmis ya da büsbütün geçmis bir durumda uyanirsaniz, sorun, yele, dalgaya, yildiza, kuşa, saate sorun, her kaçan seye, inleyen, yuvarlanan, şakıyan, konuşan her seye sorun, "saat kaç" deyin; yel, dalga, yildiz, kus, saat hemen verecektir karsiligini: "sarhos olma saatidir. zamanin inim inim inletilen köleleri olmamak için sarhos olun durmamacasina! sarapla, siirle, ya da erdemle, nasil isterseniz..
charles baudelaire
sıradan hayatlarımızla kutsallığın çamuruna basmamak için fevkalade çaba sarf ediyoruz.
göğü sevin. göğsünüzü verin.
inceden okşadıkça karnını gök ağlayabilir, göğsünüz de ıslanabilir. saklamak için uğraşmayın.
saklanmayın.
bu aralar izmir semalarında senin gibi güzel insanlardan olanlarla beraberim,akşama ilk bira senin için içilecek :)
keşke burada olabilseydin,sonbaharın güneşinde bi kordon çimlerinde içip içip yuvarlanırdık :))
çiçekleri ve çocukları sevin, koyun koyuna yatmalarını sağlayın. üzerlerine biraz su serpin. zira çocuklar çiçeklerin koynunda uyumalıydı, değil mi?
çiğnediğiniz sakızı yutun, atmayın. yazıktır.
çekirdekleri karınca yuvasının önünde çitleyin. kabuklarını biraz parçaladıktan sonra yuvanın girişine bırakın. onlar halleder.
hadi bakalım.
"Ne zaman elleri zambaklı padişah olursam
Sana uzun heceli bir kent vereceğim
Girilince kapıları yitecek ve boş!
...
Azizim, güzel atlar da güzel şiirler gibidirler
Öldükten sonra da tersine yarışırlar, vesselam!" ece ayhan
Gün döküldü yastığa
Gölge bitti
Viran oldu düşler yine
Bir kapı bir pencere bir gökyüzü
Damdan düşmüş evin içine
Vay vay sevdin onu
Vay vay sevdin onu
Sevmesen ölürdün sevdin onu öldün
Sevmesen ölürdüN ama sevdin gene öldün
Ayışığı gel dedi
Gel peşimden
İnat olsun ele güne
Düştüm onun peşine rüzgâr oldum
Sürdüm düşlerimi göğe
Vay vay sevdin onu
Vay vay sevdin onu
Sevmesen ölürdün sevdin onu öldün
Sevmesen ölürdün ama sevdin gene öldün
birbirimizi görmedik, beğenmedik, daa doru düzgün konuşamadık bile. en yakın zamanda dharma'yı da alıp gelecez istemeye..
uzun zaman oldu sigtir yemeyeli bilion mu.. kaşıntı tuttu gene.
bana bakın kapışacak başka yer bulun. tamam mı..
dharma yı bulun bana bi de.
senin bu sessiz hallerin beni deprsif damarımı nasıl kabartıyo bi bilsen.kesecem artık bi yerlerimi.
lady of the flowers çalıyor ama sen gelmiyor
meğer hepsi birer rastlantıymış
tüm hayallerim darmaduman oldu.
evi süpüresim var ama çok zor geliyor galiba süpürmeyecem :D
yalnız kalmamak için bütün gece aynanın karşısında tek başıma oturdum...
ehee.. yok ki.
ama işin garip tarafı ben yapmadım ve nedenini de bilmiyorum.
bir uçurum kenarında asılı durmaktayım
kollarımda ki yük giderek ağırlaşmakta
ve hala hayatın sesini duymaktayım
dünlerim yarınlarım avuçlarımda
devamını getircemde, yanıtla tusunu saklamışsın benden, yazacaklarım şimdiden gözünde büyütüp korkuttunda mı sildin yahu, beatik...
yok yahu. inan ben bi şey yapmadım..
çok masumum. iyi bir dinleyiciyim..
|
|
yeraltı edebiyatı5821 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
nietzsche3231 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
HELP FOR CHILDREN2506 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
kadın1668 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
boşluk metinleri960 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
70ler789 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
tiyatro784 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
hippi671 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
sokak sanatı523 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
Sylvia Plath223 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
| tuttum | engelskirchen |
| tuttum | ilkerdirakman |
| tuttum | consonante |
| tuttum | LanetliSurtunmelerD |
| tuttum | nezaketsiz |
| tuttum | diskokaine |
| tuttum | antielitist |
| tuttum | IcedEarth |
| tuttum | jamaikan |
| tuttum | cipsy |
| tuttum | basilisk |
| tuttum | Jen |
| tuttum | dharma bum |
| tuttum | summerbiriz |
| tuttum | easyghost |
| tuttum | tlqjim |
| tuttum | pismaniye |
| tuttum | nanny |
| tuttum | ddalga |
| tuttum | inceayar |
| tuttum | aziz kedi |
| tuttum | ali alisir |
| tuttum | gosteripeygamberi |
| tuttum | ahurani |
| tuttum | akut ateist |
| tuttum | Dede Sultan |
| tuttum | benbirbaskasi |
| tuttum | kogis |
| tuttum | mehmetturgut |
| tuttum | haymatlosss |